Bugün arkadaşlar ile vedalaşma zamanı
Manuel buradan otobüs ile
İstanbul’a oradanda da uçak vasıtasıyla Madrit’e uçacak. İslam’da aynı şekilde İzmirde biraz vakit geçirip
Çorlu’da onu bekleyen işinin gücünün başına geçecek. Murat abi zaten
İzmir’li sayılır.
Ben ise Şehiriçi trafiğinde telef olmamak, biraz zaman kazanmak ve bacağımı fazla yormamak maksadıyla izban’ı kullanarak Menderes’e geçeceğim.
İzban’dan indikten sonra iki seçeneğim vardı;
Hem değişiklik olması hem de daha önce kullanmadığım yolu deneyimlemek adına ikinci güzergahı kullanmayı tercih ettim.
Yolun kenarı yer yer mıcır olsada fena sayılmaz. Hava iyi, ekim ayı olmasından dolayı trafik sakin.
yolculuğum esnsasında yeni ahbaplar edinmeyide ihmal etmedim.
Altan ve
Kaya ile
Menderes’ten
Selçuk Pamucak’a kadar beraber pedalladık. onlara kamp kurabilecekleri uygun bir yer gösterdikten sonra yeni ufuklara doğru pedal basıp devam ettim.
Hikayenin bundan sonraki kısmını yazmayacağım. hep bildik, hep aynı yerler. Kuşadası, Güzelçamlı, Söke, Didim Vs.vs.
“Aslında Hikayemizi anlatmaya kalksak, zamanın beyni durur, denizler kurur.
bizde biliriz biri bin edip, küçücük şeyi dev etmeyi.”